Öncelikle şu soruyu cevaplamak lazım: Neden Güney Amerika demiyoruz da Latin Amerika diyoruz.
Çünkü bu yazıda bahsedilmek istenen ABD’nin güneyindeki kıta ülkeleri. Güney Amerika dersek Meksika’yı, Honduras’ı hatta Panama’yı devre dışı bırakıyoruz. Öte yandan ABD’nin güneyindeki Surinam ve Guyana dışında tüm ülkeler Latin dilleri konuşuyor. Eğer ABD’nin güneyindeki ülkelerden bahsedeceksen “Latin Amerika” terimi en kapsayıcı olanı.
Şimdi diğer soru; neden ABD’nin güneyi ile ilgileniyoruz? Çünkü Latin Amerika’yı anlarsak dünyanın diğer her yerini anlayabiliyoruz. Etnik gerilimler, ekonomik savaşlar, çevre, nüfus ve sosyal denge…. En önemlisi de ABD’nin arka bahçesi olarak nitelenen yeri incelediğimizde ABD’nin de aslında ne olduğunu anlayabiliyoruz. Bu Roma İmparatorluğu’nun anlamak için sadece Roma metinlerini, tarihini incelememek gibi bir şey. Tüm coğrafyayı anlayabilirsek Roma’yı ancak anlayabiliriz; nitekim tarihçiler öyle yapmışlardır. Bugün de günümüzün Roma’sı ABD’yi anlamak için tüm Amerika coğrafyasını anlamalıyız.
Latin Amerika terimini kullanan birlikler, organizasyonlar
Bu yazıyı yazmadan önce kaynak araştırması yaptığımda “Latin Amerika” teriminin pek de yaygın olmadığını fark ettim. Öyle ki kıta ülkeleri arasında sosyal ve ekonomik iş birliği yapmayı amaçlayan UNASUR gibi bir örgüt bile konuya sadece coğrafi olarak yaklaşıp Meksika’yı, Honduras’ı ve Panama’yı devre dışı bırakmış. LAFTA örgütü ise kısaltması gibi lafta kalmış. 1960’da kurulan bu örgüt 1980’de ALADI‘ye evirilmiş. Şuan Latin Amerika terimini kullanan en etkin örgüt olan CELAC ise 10 yıldır kurulma aşamasında; bir türlü potansiyelini ortaya koyamıyor. Kala kala yine Bolivarcı kaynaklara kaldık desek yanlış olmaz.
Latin Amerika’yı anlamak için en güncel kaynak hala Bolivarcılık
Bolivarcılık bir siyasi akım. Kaynağı bilinenin aksine Bolivya değil, bugünün Venezuela’sı. Kuzey için George Washington ne ise güney için de Simon Bolivar aynı kişi – olmalıydı. Ama değil.
Kuzey bağımsızlık hareketi neticesinde kuzeydeki devletler birleşip ABD’yi kurdu. Güneyde bağımsızlık hareketinde ise bu olmadı; tam aksine yeni devletler çıktı. Neden Simon Bolivar bir George Washington olamadı? Bu çok derin bir konu. Ama temel olarak İspanyolların ABD’nin bağımsızlığından ders çıkardığını ve ipleri İngiltere’nin kuzeyde yaptığı gibi gevşetmediğini söyleyebiliriz. Sonucunda ise bugün İspanya’nın aleyhine olan Atlantik bloğunun dünyayı dominasyonu ile karşı karşıyayız. Eğer Simon Bolivar kuzeydeki öncüler gibi tüm güney devletlerini birleştirip bir Union kursaydı güneyde ikinci bir ABD olur muydu? Bilmiyoruz.
Günümüz Latin Amerikası

Latin Amerika siyasi haritası
Siyasi haritaları pek sevmem. Çok şey anlatır gibi durur ama pek bir şey anlatmaz. Her zaman Google Earth tercihimdir.
Latin Amerika
Latin Amerika’yı gezegenin üstünde görmek daha iyi fikir vermiyor mu? Latin Amerika’yı görüntüleyebilmek için tüm dünya gezegenini tek kareye sığdırmam gerekti. Bu şu demek; Latin Amerika ÇOK BÜYÜK bir coğrafya. Tek dilin, tek dinin, tek tarihin bu kadar büyük bir coğrafyada egemen olduğu belki de tek coğrafya burası.


Washington’un ABD’si 7,6m kilometre kare, Bolivar’ın Latin Amerikası ise 21.5m kilometre kare! Dünyanın en büyük fatihi Cengiz Han’ın Moğolistan’ı bile 24m kilometre kareydi. Neredeyse Latin Amerika ile aynı.
Latin Amerika denilince bilmenizi istediğim ilk şeyi böylece anlatmış oldum. Latin Amerika ÇOK , ÇOK ama ÇOK BÜYÜK bir coğrafya.
Latin Amerika büyük, peki ya üzerindeki şehirler, ülkeler?
Siyah noktalar insan yerleşimlerini gösteriyor.
İnsan yerleşimlerinin belirtildiği siyah noktalara dikkatli bakarsanız yerleşimin homojen olmadığını anlarsınız. Bu şu demek; yalnızca belirli bölgeler ve ülkeler Latin Amerika’nın başını çekmektedir. Gerçekten de öyle. Brazilya, Meksika, Kolombiya, Arjantin dışındaki ülkeler pek etkin değil. Hatta çoğunun adını hiç duymamış olabilirsiniz.
Latin Amerika = Brezilya x 3 ‘mü ?
Latin Amerika’da bulunan 49 ülkeden yalnızca 3 tanesi 50 milyon nüfusu geçiyor. Brezilya ise Latin Amerika’nın en kalabalık ülkesi olarak ortalamanın çok üzerinde bir nüfusa sahip; 212.5m
Brezilya tüm Latin Amerika’nın hem nüfus, hem de yüzölçümü olarak kabaca üçte birini oluşturuyor. Bununla birlikte etnik çeşitliliği iyi yansıttığı söylenemez.
| Kafkas (Beyaz) | Avrupalı + Afrikalı Melezi | Avrupalı + Amerikalı Melezi | |
| Latin Amerika’daki Oran | %40 | %20 | %30 |
| Brazilya’daki Oran | %50 | %40 | %0 |
Latin Amerika ve Brezilya etnisite karşılaştırması
Yukarıdaki tablonun absürtlüğü diğer tüm ülkelerde var. Ortalamada %30 olan bir oran, bir ülkede sıfır, bir diğerinde ise %90. Nüfus o kadar heterojen ki kıtanın ortalamasını yansıtan bir ülke bulmak imkansız. Bunun neden absürt olduğunu şöyle anlatmalıyım
| Kafkas (Beyaz) | Avrupalı + Afrikalı Melezi | Avrupalı + Amerikalı Melezi | |
| Latin Amerika’daki Oran | %40 | %20 | %30 |
| ABD’de yaşayan Latin Amerikalardaki Oran | %50 | %20 | %20 |
Latin Amerika’nın etnisitesini ABD’deki latin kökenliler daha iyi yansıtıyor.
Etnik çeşitlilik olarak Latin Amerika’yı temsil eden ülke hangisi olmalıdır diye sorsak bunun cevabı ABD olmalı! Şu absürt değil mi: Arjantin’de veya Brezilya’da tutturamayacağınız oranları ABD’de bulmak. Ama işte tam bu noktada bu yazıda anlatmak istediğim ikinci şeye geliyoruz; Latin Amerika, sahip olduğu etnik unsurlarının birbiriyle keskin şekilde ayrıştığı, kimlikleri oluşturduğu belki de rekabet ettiği bir yer. Kısacası 1940’larda terk etmemiz gereken ırksal sınıflamanın hala canlı olduğu bir yer. Etnik çeşitlilik denince aklımıza Afrika’dan başka bir yer gelecekse bu Latin Amerika olmalı.

Latin Amerika’daki etnik durum bize neyi anlatıyor?
Elimizdeki veriler Latin Amerika nüfusunun heterojenliğinin hafife alınmamasını ve hiç bir Latin Amerika ülkesinin geneli yansıtamadığını anlatıyor. Bölgenin en büyük ülkesi Brezilya’da Amerika yerlisi kökenlilerin tüm nüfusa oranının %0,4 olması ülkenin hiç bir zaman Latin Amerika’yı temsil edemeyeceği anlamına geliyor olabilir. Üzgünüm Brezilya ama senin borun ancak futbolda ötecek gibi.
Latin Amerika’yı birleştirebilecek yegane şey: Latin Dilleri
Latin dilleri ABD’nin güneyindeki ülkeleri tanımlamak için elimizdeki en geçerli (veya tek geçerli) genelleme gibi gözüküyor. Her ne kadar İspanyolca ve Portekizce iki farklı dil olsa da bu iki dili konuşanlar birbirlerini rahatlıkla anlıyorlar.


İspanyolca ve Portekizce Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi kadar farklı
Meksiko City’deki bir üreticinin web sayfasının Montevideo’daki bir alıcı tarafından incelebilmesi, telefonla rahatça iletişim kurulabilmesi güzel bir şey. Arap ve Rus coğrafyası dışında böyle büyük coğrafyalarda ortak iletişimin kolaylıkla sağlandığı fazla örneğimiz yok. Latin Amerika coğrafyasına İspanya ve Portekiz’i ve hatta Afrika ülkelerini de dahil edersek iletişim ağı rakipsiz oluyor. Bu da Latin Amerika’yı kendine münhasır bir ekosisteme çeviriyor.
Batı dünyası için önemi büyük olan, tarihi boyunca ihracatçı özelliği ile öne çıkan; kıtaya ait ürünleri dünyaya ulaştırarak insanlık medeniyetine katkı sunan Latin Amerika bugün de bu misyonunu devam ettirmekte. Demir cevheri, soya fasulyesi, bakır, yağ, şeker ve kahve dünyanın her yerine ihraç ediliyor. Latin Amerika ülkelerinin tamamı bir birlik içinde olsaydılar Japonya’nın ardından dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olurlardı.
| 1 | ABD | 20,807,269 |
| 2 | Çin | 14,860,775 |
| 3 | Japonya | 4,910,580 |
| 4 | File:Flag of Latin America.pngLatin Amerika Federasyonu (Hayali) | 4,224,157* |
| 5 | Almanya | 3,780,553 |
| 6 | Birleşik Krallık | 2,638,296 |
| 7 | Hindistan | 2,592,583 |
*küsüratlı atayım salladığım belli olmasın; ama yaklaşık böyle bir şey.
Kaynak excel:
2021-gdp-1****İndir
Latin Amerika’nın ticaret partnerleri
Görüldüğü üzere sınır komşusu olması münasebetiyle Meksika’yı ve küçük ülkeleri saymazsak Latin Amerika ekonomisi çok da ABD’ye bağlı değil; dolayısı ile hiç bir yerin de arka bahçesi gibi gözükmüyor. Arka bahçe olması için hepsinin birer Guatemala gibi olması lazımdı, ama öyle değil. Bölge ekonomisinin yarısını teşkil eden Brezilya’ya baktığımızda en büyük partnerin Portekiz (AB) ve Çin olduğunu görüyoruz; ABD azınlıkta kalıyor.
Latin Amerika totalde dünyanın 4. büyük ekonomisi olabilecek bir coğrafya. Böylesi büyük bir potansiyeli ne Arap coğrafyasında ne Türk coğrafyasında, ne Afrika’da ne de başka bir coğrafyada görüyoruz. Latin Amerika dünyanın pek farkına varmadığı; Samba ritimlerinin arasında saklı kalmış en büyük potansiyel güç. Bu büyük potansiyelin ardındaki güç ise bu ülkeleri birbirine bağlayan İspanyolca ve Portekizce dilleridir. Eğer Latin Amerika etnik farklılıklara vs değil, benzerliklerini öne çıkarırsa önümüzdeki yüz yıllara damga vuracak gibi gözüküyor.
Ekonomik kriz, iç savaş, darbe, gasp, fuhuş, mafya diyarı Latin Amerika ne olacak?
Latin Amerika bugün dünyanın 4. büyük ekonomisi değilse, ekonomik olarak ayakları üzerinde durmasına rağmen siyasi olarak ABD’nin gölgesinde ise bunun sebebi her şeyin doğru yapılmaması. Latin Amerika’da bir şeyler doğru olacaksa bu ilk önce ekonomik bir işbirliği örgütü ile başlamalı. Avrupa birliği deneyimlerini aktarabilecekleri şekilde Portekiz ve İspanya’nın desteklediği bir işbirliği örgütü tüm Latin Amerika’yı içermeli. Mevcut kurumlar Peru’da Maya tapınağında toplanmaktan başka hiç bir varlık gösterememektedir. İdeolojik kavramları bir kenara bırakıp sadece dil birliğini baz alan bir yapının tesis edilmesi ise zor değildir. Bu konuda Brezilya’nın hamisi durumundaki Portekiz’e sorumluluk düşmektedir.
Eğer birliktelik sağlanamaz ise Latin Amerika en yetenekli nüfusunu ABD’ye kaptırmaya devam edecek ve otoriter hükümetlerce suni kavgalarla denge kurularak yönetilecek gibi gözüküyor. Orta gelir tuzağındaki Brezilya ise etnik iç karışıklık riski ile karşı karşıya kalabilir.



