Alper Alyaz
Aklıma takılan neyse o.
2011

Yaşam manifestom

·90 yazıdan biri

Tesadüfen ya da değil, hayata gelmeyi ben seçmedim, ama her tür sorumluluğunu üstlenmem gerekiyor. Karşıdan karşıya geçerken bile içgüdüsel olarak ölmemeye çalışıyorum, vücudum bir makine gibi beni yaşamda tutmak için sürekli çalışıyor. Hücrelerim bölünüyor, biyonik makinemin içindeki benliğim çevresel herşeyden etkilenerek sürekli bir değişim-adaptasyon sürecinden geçiyor.

İşin trajik yanı ise bir gün çat diye ölüveriyorsun. Olabilecek en mükemmel, en uygun, “optimum” şartlarda bile vücudunun bir yeri eninde sonunda iflas ediyor; vücut denen makine panik içerisinde iflas ediyor ve ve hücreler yavaş yavaş oksijen iletemeyip beyin enerjisiz kalmaya başladığı an ölüyorsun. Sen protein yığını, karbon ve su bazlı cansız bir kütleye dönüşüp doğada ayrışırken güneş doğmaya devam ediyor, en sevdiğin grup yeni bir albüm çıkarıyor, senin dışında pek çok insan yaşamaya devam ediyor.

Çılgınca bir döngü, ve bu döngünün hiç bir mantıklı açıklaması yok. Tüm bunların sebebi sadece varolmaksa eğer; ki öyle gözüklüyor; yaşamak güzel olsa bile anlamsız.

Tamamiyle enerji iletimi üzerine kurulu bir sistemin raslantısal bir yaratığı olarak yaşamak ve bunların hiç birini seçmemiş olmak hayatın-yaşamanın tüm güzelliklerini yok ediyor gibi geliyor bana.

Kısacası; yaşamak güzel olmayacak kadar karışık ve anlamsız, ama bana mazoşistçe bir haz veriyor ve ondan vazgeçemiyorum.

Yorumlar

Yorum yazmak için GitHub hesabı gerekiyor. Hesabın yoksahakkımda sayfasından da ulaşabilirsin.