Alper Alyaz
Aklıma takılan neyse o.
2012

semiyotik notları

·90 yazıdan biri

TDK’nın zorlama Türkçeleştirmelerine hiç girmeyeceğim o yüzden semiyotik, indexical, signifier gibi terimleri kullanacağım. Nitekim nihai olarak insanların iletişim kurmasını sağlamak için kullandığımız dili başka ulvi amaçlara çektiğimizde ortaya anlam karmaşaları çıkıyor.

Semiyotik denince akla tarihten iki tane insan gelmeli; bunlar Saussure ve Pierce. Saussure, Pierce’den daha yaşlı bir bey amca. Fransız dil bilimci. Fransız ekolünden ve herhangi bir psikoloji bilimi üzerine bir uzmanlığı yok. Bu yüzden verdiği bilgiler ne kadar kült sayılsa da oldukça yüzeysel. Saussure temel olarak konuşma dediğimiz şeyin sign’lara yani göstergelere dayandığını söylüyor. Bu sign’ların nasıl oluştuğunu anlatmış, kendi aralarındaki ilişkiye değinmiş ve son olarak bunları kategorize etmiştir. Sign dediğimiz şey Saussure reyize göre oldukça basittir. Signifier ve signified denen şeylerin var olması ortaya bir sign getirmekteymiş. Nedir bu signifier ve signified diye baktığımızda şu örneği basitçe algılamamız için verebiliriz. ELMA kelimesini oluşturan 4 adet harftir. Bu harflerin bir ağacın meyvesi olan elma ile hiç bir bağlantısı yoktur. E, L,M ve A harflerinden bu meyveyi anlatıyor olmamız yeni bir Sign yaratmış olmamız anlamına gelir. Harfler bu anlam oluşturma içinde signifier’a, oluşan anlam ise signified’e karşılık gelir. Bu da demektir ki hedef signified’a varmaktır ve bunun için signifier kullanırız. Oluşan nihai ürün ise sign’dır.

Sign’lar hücre gibidir. Tüm canlı dokuları meydana getiren hücreler gibi iletişimde öncü rolü sign’lar oynar. Signlar birbirleriyle ilişkiye girerler ve sonsuz sayıda farklı signlar oluşturabilirler. Signların birbirleriyle etkileşime geçmesinde 2 temel-basit kategori vardır; bunlar paradigma ve sintagmadır. (paradism and syntagm) Bu iki kavramı tek bir örnekte şu şekilde açıklayabiliriz. Bir restoranın menüsü içinde pek çok kategori vardır. Başlangıç kategorisi altında yazan onlarca, ana yemek kategorisi altında yazan onlarca ve tatlılar kategorisi altında yazan onlarca yiyecek vardır. Kategorilenmiş şekilde listelenmiş her bir yiyecek paradigmasal ilişki ile birbirine bağlanmış sign’lardır. Paradigma belirli bir benzerliğe sahip anlamları ifade eder. Bu signlara bakarak verilen sipariş ise sintagmadır. Sintagma, paradigmaların kombinasyonu ve dağınık seçilimi ile meydana gelir. Sign’ların birbirleriyle olan ilişkileri bu iki temel üzerindedir.

“Ben bu gün okula gittim” cümlesinde pek çok sign vardır. Ben, bu gün, okul, gitmek ilk göze çarpan signlardır. Bunlar dışında insanın algılarıyla oluşan pek çok sign daha vardır. Bu signların bir araya gelmesini sağlayan ise ilk başta kendilerinden bağımsız oluşturdukları paradigmasal bağ, en son ise cümlenin kuruluşu için paradigmasal bağlarla oluşan signları kombine ettiğimiz anlamları oluşturan sintagma bağıdır. Bu bağlar sayesinde küçük signlardan büyük cümleler kurabiliriz.

Son olarak ise sign’ları kategorize eden Saussure iki temel kategori ortaya çıkartmıştır. Bunlar soyut ve somut algılar olarak algılayabileceğimiz motivational ve arbitrary kategorileridir. Aslında iletişimde hiç bir şey tamamen somut değildir, çünkü iletişimin kendisi somut şeylerin yerine geçebilecek şeyler yaratarak var olan bir şeydir. Lakin somutluğa yaklaşan örnekler vardır ki bunlara tam boy heykel, portre fotoğraf iyi birer örnektir. Söz gelimi bir insana ait heykel somut olmaya yakın bir sign’dır. Neyi signified ettiği neredeyse açıktır. Algılara göre anlam elbette değişebilir ancak somutluk skalasında en üst sırada yer alır ve motivational örneklerdir. Arbitrary signlar ise tamamen toplumsal anlaşmaya, ortak algılara dayalı, hiç bir mantıksal ve somut bağ olmaksızın signified eden signlardır. İconic diye de tabir edilen bu sign’lara en güzel örnek ülke bayraklarıdır. Bayrakların renginin veya üzerindeki şekillerin o ülkeyi temsil etmesinin toplumsal ortaklık dışında hiç bir sebebi yoktur. Bu gibi signlara kırmızı ışıkta durulur, yeşil ışıkta geçilir gibi örnekler de verilebilir. Durmak fiiliyle kırmızının, geçmek fiiliyle yeşilin arasındaki bağlantı bilimsellikten uzaktır ancak toplumsal olarak hem fikir olduğumuz için kırmızıda durmamız gerektiğini anlayabiliriz.

Peirce semiyotik bilimine apayrı bir soluk getirmiştir. Amerikalı bu dil bilimci aynı zamanda insan psikolojisi ile ilgilenmektedir ki bu yüzden olaya çok daha geniş perspektiften bakarak çok farklı bileşenleri eklemiştir. Ben kısaca bu bileşenlerden interpretant denilen yorumlayıcının algılamasından bahsedeceğim.

Peirce’e göre iletişim signifier ve signified ilişkisinden ibaret değildir. Ortada algılayıcının kattığı anlamlar da vardır ve bu şekilde sürekli yeni anlamlar türer. SCHOOL kelimesi ingilizce bilen birisi için okul kelimesini çağrıştırır ancak bu ortak noktadan itibaren herşey farklı olur. İnsanların deneyimlerine göre göstergeleri yorumlamaları sonucunda SCHOOL kelimesi iyi bir yer, kötü bir yer, çalışılan yer, sevilen yer, sevilmeyen yer, en iyi arkadaşla tanışılan yer, mutlu olunan yer, mutsuz olunan yer gibi pek çok anlama gelebilir. SCHOOL kelimesi sadece okulu tanımlamaz, algılara göre değişerek pek çok şeyi tanımlar ve bu tanımla sürekli yeni tanımlar ile ilişki içerisindedir.

Peirce’e göre sign’a anlam yüklerken aslında diğer tüm sign’ları anlamsız kılarız. Kırmızı dediğimizde aklımıza kırmızı dışında tüm renkler gelir. Sandalye dediğimizde aklımıza gelecek şeyin koltuk, minder ya da hamak olmamasını sağlarız ve geriye kalan tek şeyi sandalye olarak ele alırız.

Yine Peirce’e göre signlar algılanmalarına göre üçe ayrılmaktadırlar bunlar iconic, indexical, ve symbolical signlardır. İconic signlar Saussure’un motivational signları gibidirler. Somut olmaya en yakındırlar. Buna resim, heykel girer. İndexical signlar ise sebep sonuç ilişkisine dayanan signlardır. Bu kavram Saussure’un ortaya attığı her hangi bir teoride yoktur. İndexical signa duman sign’ının yangın signına atıf yaptığı şeklinde örnek verilebilir. Bir insan duman görüp yangın çıktı diye düşünüyorsa beyninde kurduğu şey indexical signdır. Diğer sign ise symbolic sign’dır. Bu da yine Saussure’un arbitrary anlayışına denk gelir. Yine ülke bayakları iyi birer örnektirler.

Fin

Yorumlar

Yorum yazmak için GitHub hesabı gerekiyor. Hesabın yoksahakkımda sayfasından da ulaşabilirsin.