Geçenlerde bir YouTube yayınında, uzun yıllar Türkiye’de yaşayıp sonra Amerika’ya yerleşmiş birinin söyledikleri dikkatimi çekti. İki ülkeyi karşılaştırmak için hakareti örnek verdi: Türkiye’de birine “eşek” dersen dava açar, senden para alır. Amerika’da ise başkana ağzına geleni söylersin, orta parmak gösterirsin, kafasına yumurta atarsın; en fazla seni salondan çıkarırlar. Ne özgür, ne özgüvenli bir toplum!
Önce küçük bir düzeltme: Amerika’da birinin kafasına yumurta atmak ifade özgürlüğü değil, darp suçudur. Amerika’nın koruduğu şey hakaret etmenin kendisi değil, devletin sözü cezalandırmaması. Türkiye’de hakaret davalarının bu kadar kolay açılabilmesi ayrı ve gerçek bir sorun. Ama hakaret edebilmeyi bir özgürlük göstergesi, hatta bir erdem gibi övmek bambaşka bir şey.
Hakaret insanı öz eleştiriye değil, savunmaya iter. Çünkü davranışı değil, kişinin kendisini hedef alır: seçmediği annesine babasına söver, “sen bir ezik, bir loser’sın” der. Bunların hiçbiri düzeltilecek bir hatayı göstermez, sadece onuru zedeler.
Değerler görecelidir. Her toplumun saygı dili kendi tarihinden doğar. Türkçede “abi”, “usta”, “hocam” var; yaşça büyük birine, yanlış da yapsa, kolay kolay “salak” demezsiniz. ABD’de kısa bir süre bulundum. Bana en garip gelen şey, yaşça çok büyük insanlara da ismiyle hitap edilmesiydi. Ya ismiyle seslenirsiniz ya da “Mr.” deyip soyadını kullanırsınız; arada samimi ama saygılı bir hitap yok.
Bu saygı dili bir geri kalmışlık işareti de değil. Japonya ve Güney Kore, yaşa ve hiyerarşiye saygının en güçlü olduğu toplumlardan; ikisi de dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında ve ikisi de hakarete bizden daha hoşgörülü değil. Japonya 2022’de hakaret suçunun cezasını bir yıla kadar hapse çıkardı.
Bunun bir bedeli olduğunu da kabul ediyorum. Sırf yaşı büyük ya da makamı yüksek diye birine hak ettiği eleştiriyi söyleyememek can sıkıcı. Saygıyı bozmadan sert bir eleştiriyi nasıl dile getireceğimizin net bir yolunu henüz bulmuş değiliz; eleştiri kültürümüzün zayıflığı belki buradan geliyor. Ama çözüm başka bir toplumun hakaret alışkanlığını ithal etmek değil, kendi saygı dilimizin içinde eleştiriye yer açmak.
Bir ülkeye gidip oranın kültürüne hayran olmak güzel. Ama ana dilinde konuştuğun topluma bir şey anlatırken, o toplumun neyle yaşadığını da hesaba katmak gerekir. Her toplumun değerleri var; birini putlaştırıp ötekini küçümsemenin anlamı yok.
Biraz muhafazakâr bir yorum oldu belki. Olsun.
Kaynak: Japonya’nın 2022 hakaret yasası değişikliği, The Register.