İlk andan beri medeniyetimizdeki zeki insanlar evreni anlamak için çeşitli teoriler geliştiriyor. Madde nedir? Gerçeklik nedir? Doğruluk nedir? Bunlar zor sorular.
Bugün nimetlerinden faydalandığımız, insanoğlunu 12.000 yıl içerisinde mağaralarından aya çıkaran bilim ve teknoloji işte bu zor sorular sayesinde gelişti.
Eğer gelecekte ideal bir sosyal yapı kurmayı başarırsak, evrene dair daha fazla gizemi anlamayı başarırsak, hastalıkları ve belki ölümü yenebilirsek şüphesiz ki bu yine en baştaki sorular sayesinde olacak. Madde nedir? Gerçeklik nedir? Doğruluk nedir?
Haydi bu soruları ilk kez soran, ve cevaplamaya çalışan insanlarla başlayalım.
Miletoslu TALES (MÖ 624)
Miletos; yani Aydın, Didim. Ne mutlu ki felsefenin babası Tales’in doğduğu, yetiştiği topraklara çok yakın bir yerde yaşıyoruz. Arada 1400 yıl olsa da Tales’le aynı/yakın koordinatlarda yaşıyor olmak güzel bir his. O Tales ki Milet Okulu’nu kurarak insanoğlunu belki de varoluş amacı olan “evreni anlamak” noktasında zor soruları cevaplamaya yöneltti. Bu gün dev teleskoplarla yıldızları izliyorsak bunu Tales’in çıplak gözle yaptığı gök yüzü gözlemlerine ve geometriye katkılarına, yetiştirdiği öğrencilerine borçluyuz.
Miletoslu Anaksimandros (MÖ 610)
Tales nasıl ki felsefenin babası ise çağdaşı; aynı zamanda öğrencisi Anaksimendros da bilimin babasıdır. İnsanlık tarihinde ilk kez katıksız bir seküler bir bakış açısı ile evreni anlamaya çalışan; geçmişin mitolojilerinden sıyrılıp salt gözlemleri ile mantığını kullanarak sonuçlara varmıştır.
Miletoslu Anaksimenes (MÖ 585)
Gördünüz mü? Bir Milet’li daha. Üstelik bir nesil geçti bile. Tales’in ve Anaksimendros’un açtığı yolda yeni nesil bir filozof yetişti! Anaksimenes belki Anaksimendros gibi bilimsel çığır açmadı. Ama depremi, tutulmaları inceledi. İlk kez “ruh” kavramını ortaya attı; bu kavram zamanla gelişip Stoa felsefesini oluşturacaktı!
Samoslu Pisagor (MÖ 570)
Felsefenin öncüleri 3 Miletoslu’dan sonra, denizin karşı kıyısındaki Samos adasından bir dahi; Pisagor medeniyet tarihine büyük katkılar sunmaya devam edecekti. Tales’in öğrencisi olan Pisagor bir filozoftan beklenenden çok daha fazla hareketli ve maceracı bir hayat yaşadı. Önce Mısır’a gitti, antik metinleri inceledi. Memleketine dönmektense İtalya yarımadasında çizmenin ucuna yerleşti; burada bir okul kurdu. Bu okul neredeyse hocası Tales’in okulu kadar ünlü bir okul oldu. Pisagorculuk artık bir kült idi.
Kolophonlu Ksenofanes (MÖ 570)
Kolophon günümüzde pek kimsenin bilmediği bir ören yeri. İzmir, Menderes – Değirmendere’de. Kolophon o zaman da görece önemsiz bir yerdi. Ksenofanes yetiştiği memleketine kıyasla çok büyük fikirler edinmişti. O her ne kadar Pisagorculuk’tan çok etkilenmiş olsa da doğrudan ne Milet, ne de Pisagorcular okulu ile bir ilgisi yoktu. Tek tanrılı dinlerin Anadolu’da var olmasına en az 5 asır varken o “tek tanrıcılığı” savunmuştur. Bununla birlikte tanrının varlığının bilinemeyeceğini de ifade ederek bugün agnostisizm diye bildiğimiz düşünsel akımın öncülüğünü yapmıştır.
Efesli Heraklitos ( MÖ 535)
Bugünkü İzmir, Selçuk’a bağlı Efesli Heraklitos’un düşünceleri kendisine özgü idi. O Milet veya Pisagorculuk okuluna hiç gitmedi. Görecelilik kavramını ilk kez bu denli net şekilde ortaya atması, değişimin ve devinimin kaçınılmaz oluşundan bahsetmesi onu çağının çok ötesine taşıdı. Efes bu büyük adamı o öldükten yıllar sonra bile takip etmeyi ve önder olarak görmeyi bırakmadı.
Elealı Parmenides (MÖ 515)
Anaxagoras (MÖ 500)
Elealı Zenon (MÖ 495)
Atinalı Sokrates (MÖ 469)
Atinalı Platon (MÖ 428)
Sinoplu Diyojen (MÖ 412)
Atinalı Aristoteles (MÖ 384)
Samoslu Epikür (MÖ 341)
Kireneli Eratosten (MÖ 276)
devamı gelecek