Sultanhisar’dan yukarı doğru çıkarken heyecanlanmaya başlıyoruz.
Nysa’nın girişi bu. Çat diye karşısına çıkıyor insanın böyle. Afrodisyas, ya da Pamukkale’de olduğu gibi, araçların bir yere bırakılıp yaya olarak gezildiğini düşünmeniz çok doğal. Ama öyle değil. Antik kent mevcut bir köy yolu üzerinde. Girişinde sembolik bir güvenlik kulübesi dışında hiç bir koruması yok.
Nysa’nın hemen girişinde kemerli yapılar öne çıkıyor. Yol üzerinden çektiğim rastgele bir resim. Detaylı inceleme fırsatı bulamadım.
O da ne? Roma döneminden kalma bir tünel ve köprü sistemi mi? Evet ta kendisi. Yolun kenarında böyle bir şeyle karşılaşmayı düşünmezdim!
Nysa’nın girişinde bulabileceğimiz nadir açıklama-anlatım tabelalarından biri. Oldukça mantıklıca oluşturulmuş bir gezi rotası var (kırmızı ile işaretli çizgi). Ben ilk başta inat edip kendi rotamı çizdim ancak gezdikçe farkettim ki en akıllıca rota bu.
İlerledikçe karşınıza devasa bir yapı olan Nysa Antik Tiyatrosu çıkıyor. Ve inanılmaz! Arabanız ile neredeyse içine girebileceğiniz bir antik tiyatro bu! Hiç bir önlem, koruma, tel, güvenlik, kamera.. Hiç bir şey yok. Antik tiyatro manzaralı park yerimizin dünyada bir benzeri olduğunu sanmıyorum.
Antik tiyatronun önüne park edip antik şehir gezme ayrıcalığına(!) ancak Türkiye’de erişebiliriz. Güvenlik geziye gelen insanları “tiyatronun önüne park edebilirsiniz” şeklinde yönlendirmeseydi de durum bu olurdu. Her hangi bir park yeri yok. Nysa antik tiyatrosu giriş çevresindeki tarihi eserleri ile birlikte koca bir otopark adeta.
Nysa antik tiyatrosu 12 bin kişilik. Yakın cumhuriyet tarihimizde en büyük stadyumumuzun 20 bin kişilik olduğu düşünüldüğünde inanılmaz bir rakam. Milattan önce 1. yüzyılda yapılmış. Timur’un istilasına yani 15. Yüzyıla kadar kullanılmış olabileceği gerçeği insanı derin düşüncelere sevkediyor.
Aslan bacağı kabartmaları halen görülebilmekte.
İzleyiciler güneye bakıyor. Şehri ikiye bölen dere ve geniş ova manzarası ile gerçekten etkileyici bir yer.
nysa antik tiyatrosunun dışında üstüste yığılmış pek çok “eser” var.
tiyatronun içinden
tiyatronun içinde insanı antik yunanca öğrenmeye sevkeden bir eser.
burada ne yazdığını bilen varsa yorum yazabilir mi?
tiyatronun içinde iyonik kolonlu yapı
nysa antik tiyatrosunun dışarıdan görünüşü. geçen 1500 yıla rağmen oldukça iyi gözüküyor.
Ve işte Nysa’yı çok özel kılan yer. Antik devirlerde azgıncasına aktığı söylenen bu dere şehrin her şeyiydi. Şehri ikiye bölen bu derenin oluşturduğu tapografyada o kadar üstün altyapı ve üstyapı çalışmaları yapılmış ki modern mühendislik ve mimarlık anlayışına ışık tutar halde.
Düşmekten korkmasaydım daha güzel bir resim çekebilirdim.
Antik nysa nehri
Esas manzara aşağıda. Nehrin yanına kadar giden bir yürüyüş parkuru var. Ben nedense tırstım, güvenli gelmedi. Bu önce ve devasa tünel sisteminin girişini görmek için Nysa’nın daha güvenli bir yer olmasını bekleyeceğim.
Nysa antik tiyatrosundan çıktığımızda yukarıya doğru (Agora’ya doğru) yürüdüğümüzde bunun gibi sağa sola toplanmış onlarca parça, ve henüz hiç kazılmamış ama orada olduğu besbelli olan kemerli yapılar çıkıyor. Çarşı bazilikası olarak geçen bu kemerli yapının gerçekte ne amaçla kullanıldığını vs. bilmiyorum. Aydınlatan olursa memnun olurum.
Her hangi birinin avrupadaki bir müzede en baş köşeye konulacağı yüzlerce tarihi eser nysa’da üstüste, talancıların yağmacıların insafına bırakılmış durumda.
Cahilliğimi bağışlayın. Burasının ne olduğu konusunda en ufak bir fikrim yok. Hiç bir açıklama, hiç bir bilgilendirme tabelası vs. yoktu.
antik sanat öğeleri öylece bekliyorlar.
bunlar antik dükkanlar olabilir. emin değilim.
ardarda sıralanmış onlarca kemerli yapı. nasıl olup da bunca yıla dek ayakta kalmışlar acaba?
sizce de etkileyici değil mi?
burası şu an kazılan bir yer. şehrin ana caddesi olması gerek. mermer zemin, kanalizasyon sistemi vs. İnanılmaz zenginlikte bir yer. Dağ taş tarihi eser.
Yapım çalışmasını üstüste konmuş 60 cm. yüksekliğindeki taşlar koruyor. Tel, güvenlik, kamera hiç bir şey yok. Yol üzeri herkes bu duvardan geçip evine hatıra olarak bir iyonik kolon götürebilir! Umarım yağmacılar talancılar bu bloğu takip etmiyorlardır..
Kazılan yoldan bir kesit. Mermer zemin nasıl da güzel!
Tünel sistemi. Antik zamanda oldukça azgın akan bu nehir için sulama, kanalizasyon vb. amaçlarla Roma devrinde yapılan bu yapılar dünyadaki pek çok üniversite tarafından incelenmiş ve mühendislik-mimarlık derslerinde okutulmaktaymış. Roma dönemi üst yapı örneklerinin arasında seçkin bir yeri varmış. Biz cahil olduğumuzdan anlamıyoruz tabi. Kemerli yapı deyip geçiyoruz.
Ve tekrar tiyatro. Tiyatronun dış yapısı tekrar ilgimi çekiyor. Taşlar o kadar güzel ve o kadar düzenli ki acaba restorasyonla mı ilgili diye düşündüm.
Sonra ise restorasyon ile ilgili olma ihtimalinin düşük olduğunu farkettim. Zira bizim restorasyon anlayışımız şu demir korkuluk ve tarihi antik duvara kaynaklanmış dandik demir kapı.
Şehri ikiye bölen nehir, ve yamaç. Ayrıntıları farkedebildiniz mi?
Stadyum civarındaki dükkanlardan kalıntılar. Bu basamaklar ve bu yol sizi antik kütüphaneye çıkaracak.
Stadyum etrafındaki basamakları çıkıyoruz. Bu basamaklar muhtemelen restorasyon sonrasında oluşturulmuş. Ancak yine de antik bir şehrin merdivenlerinden çıkmak güzel bir his.
Nadir yönlendirmelerden biri.
Basamakları çıkarken arkamıza dönüp baktığımızda böyle bir manzara var.
Benim favori yerime hoşgeldiniz. Kütüphaneye giden yol antik şehir yolu. Mermer kaplı, inanılmaz güzellikte. Hayal gücüme hitap ediyor; ve bu sayede şehrin antik devirdeki yaşantısını tahmin edebiliyorum. Buradan yürüyerek tiyatroya giden antik zaman öğrencilerini görüyor gibi oluyorum.
Bu yolun bir bölümü ileride bitiyor. Kazılmamış. Kim bilir ileride daha neler var…..
nysa şehrinin antik caddelerinde dolaşmak çok güzel. dikkatimi çeken bir çukur. Aşağıda kanalizasyon tüneli olabilir mi diye baktım ancak anlayamadım.
Bu yol çok güzel değil mi? Kazıldığı – genişletildiği taktirde Leodikya’daki Hiearapolis caddesi ile yarışır güzellikte bir cadde olacağından şüphem yok.
kütüphaneden tapınağa giden yol. nysa öyle güzel bir konumda kurulmuş ki sadece doğası bile çok etkileyici. kaldı ki bu tarihi yoldan yürümenin verdiği hazzı çok az şeyde bulabilirim.
antik nysa kütüphanesi önünde açmış bir çiçek
antik nysa kütüphanesine yaklaştıkça heyecanlanıyorum. burası ayakta kalan nadir antik kütüphanelerden biri. nysa’nın ne kadar önemli bir şehir olduğunun da kanıtı.
“Yok artık!” dediniz mi? Ben ilk gördüğümde demiştim. Kütüphaneyi gözümüzde canlandırmamızı sağlayan en kilit unsurlar hala ayakta. Bu mükemmel yapı öyle korunaksız halde ki diğer resimlerde daha iyi anlayacaksınız.
kütüphane için yazılan bilgilendirme levhası bir zeytin ağacına emanet edilmiş. güzel bir görüntü bence.
antik nysa kütüphanesi hakkında bilgilendirme levhası
kütüphanenin içi. o zamanki teknoloji ile böylesi ihtişamlı bir kütüphane binası nysa’nın kültür ve bilim kenti olduğunu gösteriyor.
e artık bi selfie zamanı
mozaikler! evet yolun ortasında hiç bir koruma olmadan. öylece duruyor. neredeyse üstüne basacaktım.
tarihe dokunmak nokta jepege
nysa’da antik kütüphane. yosunlu bir sütun, gün yüzüne çıkmayı bekleyen koca bir tarih.
kütüphanenin bu görünüşü inşaat tekniği konusunda bilgi veriyor olabilir.
kütüphane civarındaki kanalizasyon kanalı. tüm şehir seramikten kanallarla kaplı. 2015 yılında kanalizasyonun olmadığı köylere, bir de romadan kalma şu altyapıya bakın.
kütüphane etrafında henüz hiç kürek, kepçe görmemiş yerlerde böyle bir çok dikilitaş, sütun vb. var. ben bu işlerde fazla bilgiye sahip biri değilim.bu alanın önemli bir yer olduğunu gösterebilir diye düşündüm.
toprak tamamen antik materyal dolu. testi, seramik, mermer ve elbette heykel, sütun vb…
kazılan alanlardan biri. haritada “podyumlu tapınak” diye geçiyor. ibadet merkezi olarak bana fazla gösterişsiz geldi. eğer burası şehrin tapınaklarından biri ise muhtemelen toprak altında bekleyen çokca şey olmalı.
nysa antik kentinde tarihi caddelerde kayboldum. bu his çok güzel.
antik kent tamamen bu tip zeytin ağaçları ile çevrili. manzara güzel gelebilir ama aslında bu manzara, antik şehrin yağmalanmaya nasıl açık olduğunu gösteriyor. zira bu zeytin ağaçları düzenli ve hasat alma amacıyla köylüler tarafından dikilmiş ağaçlar. bu tarihi bölgede yüzyıllardan beri insanlar tarım yapıyor. bir köy yolu üzeri olması bir yana, kütüphanesinin bahçesine kadar tarım yapılan bir alanın daha fazla zamana dayanması bana mümkün gelmedi. umarım bir an önce nysa kentine giriş çıkışı kontrol altın alınır ve sit bölgesi olarak her türlü aktivite Nysa antik şehrini korumaya yönelik yapılır.
“podyumlu tapınak” olarak adlandırılan yerin devamı. iç duvarlar görülüyor. kazım aşamasında.
dağ taş antik eser, antik materyal v238198
“podyumlu tapınak” diye geçen alanın bir başka açıdan görüntüsü. burayı hayalimde canlandıramadım. nasıl bir yer olduğunu özellikle bizans döneminde ne amaçla kullanıldığını vs. bilmiyorum. aydınlatan olursa memnun olurum.
bunların ne olduğu konusunda hiç bir fikrim yok
kanalizasyon sistemi ile ilgili olabilir mi?
kütüphaneye geri döndüm. önerilen rotayı izleseydim sürekli aynı yerlerden geçmeyecektim. ama olsun, nysa’da zaman kaybı diye bir şey yok. her önünden geçişinizde farklı bir şey dikkatiniz çekiyor.
tiyatronun dış duvarındaki bu ayrıntıyı ben anlamadım. ilk başta pencere gibi gözükse de içindeki kanallar, taşlar vs. hiç bir şey ifade etmedi. çok garibime gitti doğrusu.
antik tiyatronun girişinde bulunan bu lahit(?) bende antik yunanca öğrenme isteği oluşturuyor. kararmış görüntüsünden burada bir yangın hadisesi olduğunu çıkarıyorum.
bunun nereye ait olduğunu, ne ifade ettiğini bilmiyorum. aydınlatan olursa memnun olurum.
yazıyı okuyabilen var mı? anlamı nedir acaba?
tarihi kalıntıların arasında çöp kutusu
parçalanmış tarihi eserler, yığınlar halinde yolun kenarında müzelere kaldırılacağı günü bekliyorlar.
bu tarihi mermeri bundan binlerce yıl önce insanlar kültürlerinin bir devamı olarak, kalıcı olup isimlerini nesiler sonraya duyurabilmek için yaptılar. bizim nesil ise bu kültürü biraz yanlış anlamışlar.
Nysa antik kentinde Strabo, Praülos kadar ünlü iki isim var: Ali ve İbrahim. Antik medeniyetin kalıcı olma gayretlerine bu iki ismin gayretleri de dahil edilmeli.
Nysa antik kentinden yüzyılın absürt karesine buyrun. Binlerce yıllık sanat, kültür, estetik ve yerellik anlayışı oluşturulmuş bir antik Yunan/Roma tiyatrosu ve etrafında onlarca tarihi eser kalıntısının hemen önünde bir çeşme. Ama antik değil, modern(!) bir çeşme. Kendi ağırlığını bile taşıyamayan, altında sigara izmaritleri ve çöplerden mütevellit bir çeşme. Hemen arkasında ise 2012 bir araba ve tabii ki bizim çöp kutumuz. İşte Nysa şehrinin son durumu bu. Bu manzara gibi binlercesine tanık olmuş Alman, Fransız biliminsanlarının onlarca eseri neden kendi ülkelerine götürdüğünü daha iyi anladık mı?
Antik kentte çalışmalara dair görebildiğim tek nesne bu vinç. Vinç tarafından dikilen sütunlar ve arkadaki dükkanlar görülüyor.
Nysa’ya hakim coğrafya bu. Çukur olan yer geçmişte çok deli akan bir nehirin yatağıydı. Nehir Nysa’yı ikiye bölüyordu. Böyle engebeli bir arazi sürekli barbar akınları ile uğraşan nysalılar için şüphesiz ki savunma kolaylığı sağlıyordu. Ünlü Nysa köprüsü bu nehir üzerindeydi.
işte o ünlü köprü. Antik bir Roma köprüsü. Roma o kadar büyük bir devletti ki o zamanki koşullarda bile merkez Roma’dan kilometrelerce uzak Nysa’ya en nitelikli mühendislerini gönderip böyle bir köprü inşa ettirebilmiş. İnsan hayranlık duyuyor.
Nsa Köprüsü’nün hemen altında stadyum göze çarpıyor. Bu engebeli arazide bir mimari harika sayılabilecek bu stadyumun çok az bir kısmı görülebilmekte. Ancak görülen kısmı bile insanı şok etmeye yetiyor.
Nysa stadyumundan ara kalanlar. Bu devasa bir yapıydı ve şehrin diğer üst ve alt yapıları ile birlikte mükemmel bir birliktelik gösteriyordu.
nysa antik kenti arkada köprü, tünel ve doğal engebeli arazisi ile tam bir antik çağ şahaseri
bir başka antik stadyum görüntüsü. Yolun hemen kenarında bir bölümü görülüyor. Bu yoldaki asfalt çalışmalarını göz önünüze getirin. Nasıl bir “tarih soykırımı” yaşandı kim bilir?
Nysa köprüsüne yaklaşma cesareti gösterdim. Hiç bir önlemin alınmadığı bu arazide bu tip çekimler yapmak malesef cesaret isteyen bir iş. Köprünün kemerleri oldukça sağlam gözüküyor. Antik devirde buranın kullanışını göz önünüze getirdiğinizde ne Nysa’da kadar büyük bir medeniyetin yaşadığını görüyoruz tekrar.
nysa köprüsünün bir başka görüntüsü
köprünün karşı tarafı. amacım buraya geçmekti ancak yağmur yüzünden programım aksadı. ve malesef köprüyle ilgili yalnızca bu kadar resim çekebildim.
nysa köprüsünün bağlandığı bölge. daha pek çok yer var. ben buradaki hiç bir yapıyı inceleyemedim. resimleri gördükçe üzülüyorum.
antik stadyumun bir başka açıdan görünüşü. burası büyük, yayık bir O şeklindeydi. ne kadar büyük ve arazi ile uyumlu olduğunu görebiliyor musunuz?
nysa antik stadyumu coğrafi yapısı ve genel görünüş
nysa antik kentinde ziyaretçilerin (ve daha çok araçların) güvenliğine dair tek tük elemanlardan biri bu yol sellektörü.
köprünün öte tarafında mükemmel yapılar var ve hepsi toprak altında
stadyumun arkasındaki çarşılar, ve kütüphaneye giden tarihi yol ve kemerli yapılar.
antik şehirde antik bir dükkan giriş
dükkanların duvarları hala meydanda, yapım tekniklerini inceleme açısından önemli bir yer olabilir
antik bir merdiven
antik kanalizasyon sistemi
antik kanalizasyon sistemi yandan görünüş
duvarlardaki enteresan şekiller. bunlar restorasyonu mu anlatıyor yoksa orijinalinde mi böyle bilemiyorum.
duvardaki kırmızı şeridi gördünüz mü? İşte onun ne anlama geldiğini hiç bir şekilde öğrenemedim.
Muhtemelen restorasyon yapılan bölge, ya da orijinal bölge anlamına geliyor.
ziyaretçiler için alternatif basamaklar oluşturmuşlar. Ben tarihi olanı tercih ettim.
Bu iyonik kolonun kaderi devrilip içi su dolu bir plastik bardakla resminin çekilmesiymiş. Bizim bu gün yaptığımız mabedlerimizin kaderi ne olacak?
kazılma aşamasındaki tarihi şehir caddesinde kenarda bi yerlerde diğer onlarcası ile birlikte duran bir figür. inanılmaz ayrıntılı bir işçilik ile yapılmış.
o da ne? agora, senato ve hamamlar gibi şehrin en can alıcı noktalarına giden yol bir garip kapı ile engellenmiş mi? Evet öyle gözüküyor.
anlaşılan bu kapıyı kimse ciddiye almamış. kapı iptal, kilit kırık.
yukarıda kazılma aşamasında olduğunu söylediğim şehrin ana caddesi. normalde girilmesi yasak. ancak burada yasak diye bir şey yok. ben her ne kadar kurallara uymaya özen göstersem de anlamsız bir kırık kapıyı gördükten sonra tutunduğum tavrın gereksiz olduğunu gördüm.
şehrin ana caddesi olduğunu düşündüğüm bu yol direk agora’ya gidiyor.
güvenlik endişesi duyduğum için kazım alanının dışına çıktım ve yukarıdan bu resmi çektim.
iyonik başlı bir kolon
antik caddeden bir görüntü daha
agoraya doğru giden antik yol ayrıca senato binasına açılıyor. bu görüntü senato binasına sonradan eklenmiş olan bir yapıya ait.
senato binası görülüyor. yaklaştıkça heyecanlanıyorum.
senato binasının yandan görünüşü. burayı siz bir de 1400 sene önce görecektiniz…
meclis yani senato binası. ve onun tamamlanmamış, yarım kalmış tanıtım bilgilendirme yazısı.
ve işte. kütüphane binasından sonraki ikinci favorim: senato binası. gerçekten etkileyici. bizim ceylan derili sözde meclisten daha gerçek, daha hakiki. tüm nysa şehrinin sorunları, savaşlarda izlenecek stratejiler, vergi politikaları ve daha bilmediğimiz binlerce şey hep burada görüşüldü, karara bağlandı. Bu sıralarda oturup hayalini kurmak istedim ama yağmur artık çığrından çıkmıştı ve artık koşar adımlarla Agora’ya gitmem gerektiğini farkettim. Malesef senato binasında sadece 2-3 dakika kalabildim.
Senato binasından Agora’ya giden çamurlu yol. Çamurla bir sorunum yok, yağmuru da severim. Ama bu tip bir yerin daha bakımlı olmasını beklerdim. Çünkü ileride gözüken Agora’nın ihtişamı bunu gerektiriyor.
agora’ya giden yolun hemen yanında yanyana dizilmiş pek çok tarihi dükkan görülüyor. Hayalinizde kurabilirseniz buranın ne denli büyük bir ticari merkez olduğunu anlayabilirsiniz.
agora’ya yaklaştıkça heyecanlanıyorum.
Agora’nın girişi. Burası o kadar büyük bir alan ki bastıran yağmurda buranın tamamını göremeyeceğimi anlıyorum. Yalnızca dikkatimi çeken çevremdeki öğelere odaklanıp resimlerini çekiyorum. Bu resimdeki çoğu sütunun kararmış olması burada ciddi bir yangın hadisesi olduğunu gösteriyor.
Nysa agorada kapkara olan antik materyaller
Bunun ne olduğu konusunda hiç bir fikrim yok.
agora’nın kat kat, bir çok sütundan oluşan devasa bir yapı oluşunu canlandırmamızı sağlayan pek çok ayrıntı var. bu basamak da bunlardan biri.
yerde böyle güzel bir sütunla karşılaşmak hoşuma gitmedi
burası antik roma hamamı kalıntılarının olduğu bölge. buraya girmeye niyetlendiğim sırada yağmur öyle bastırdı ki maalesef bu bölgeyle ilgili çektiğim tek resim bu oldu
yağmur sebebiyle nysa’dan hızla uzaklaşırken sağda solda gördüğüm mükemmel eserlerden “rastgele” çektiğim karelerden biri bu. daha sonra resimleri incelerken farkettim ki bu lahit(?)teki figürler oldukça ilgi çekici. keşke burada daha uzun kalabilseydim.
Nysa anacaddeden son bir görüntü ile nysa resimlerini bitiriyorum. Nysa öyle mükemmel bir yer ki 5 metrekarelik bir alanda 1500 yılık tarih var. Coğrafi olarak eşsizliği, doğasının bulunmazlığı Nysa’yı apayrı bir yere koyuyor. Umarım bir kaç yıl sonra bu resimlerdeki çoğu antik materyali müzelerde güvenli evlerinde görür detaylı açıklamalarla ne olduklarını öğreniriz. Ve de bu antik yolun bir turizm cennetine dönüştüğünü ve Sultanhisar ilçesine can verdiğini görürüz.










































































































































