Alper Alyaz
Aklıma takılan neyse o.
2026

Klone’u keşfetmek

·93 yazıdan biri

İki ay öncesine kadar müzik konusunda bitmiş bir adamdım.

Bunu bir yenilgi gibi değil, bir tespit gibi düşünüyordum. Dinleyeceğimi dinlemiştim. Yeni nesilden bana kalan Nightwish’ti, Thurisaz’dı, bir de eski albümleri tekrar tekrar açmaktı. Ölene kadar bunlarla idare ederim diyordum. Kendime söylediğim cümle tam olarak şuydu: artık beni şaşırtacak bir şey çıkmaz.

Sonra Klone çıktı.

Kim bunlar

Fransızlar. Poitiers’den. 1999’dan beri çalıyorlar, yani ben “yeni bir şey yok” diye söylenirken adamlar yirmi küsur yıldır oradaydılar. On albümleri var. Sonuncusu The Unseen, 2024’te çıktı.

İlk dinlemede Pink Floyd’u duyuyorsunuz. Bunu yazarken “acaba bana mı öyle geliyor” diye düşündüm, değilmiş: grup, en sevdiğim albümü yaparken Pink Floyd’dan, Steven Wilson’dan ve Anathema’dan beslendiklerini kendisi söylemiş. Kulağımın yakaladığı şey gerçekten oradaymış.

Ama mesele etkilenmek değil. Etkilenen çok. Mesele şekil yapmadan etkilenmek.

Klone hiçbir yerde gösteriş yapmıyor. “Bakın burada ne kadar zor bir şey çaldım” dedikleri bir an yok. Albüm boyunca tek bir güzide çizgi çekiyorlar ve o çizgiden dışarı taşmıyorlar. Bu çağda bu kadar imkân varken bu kadar az gösteriş yapmak bence bir karakter meselesi.

Here Comes the Sun

Onca albüm içinde benim favorim bu.

Bu arada, arayacaksanız baştan söyleyeyim: bu ismi arattığınızda karşınıza büyük ihtimalle Beatles çıkacak. Aynı isimde meşhur bir şarkı var. Klone yazmayı unutmayın.

Sadece bana öyle gelmiyormuş, Almanya’nın prog dergisi Eclipsed bu albümü yılın albümü seçmiş. Ama açıkçası bunu sonradan öğrendim ve fikrimi değiştirmedi, sadece yalnız olmadığımı gösterdi.

Klone - Immersion

Yann

Solistleri Yann Ligner.

Telaffuzu net. Bu küçük bir şey gibi duruyor ama değil. Çoğu grupta sözler sesin içinde eriyip gidiyor, ne dediğini anlamak için sözlere bakmanız gerekiyor. Yann’da öyle olmuyor, her kelime yerine oturuyor.

Sesinde de Cobain’den bir şey var. Taklit değil, akrabalık gibi. O hafif çatlaklık, o zorlamadan gelen yoğunluk.

Bir de şu: adam sahnenin dışında tamamen sıradan. Her yeri dövmeli, piercingli, kendini bir karaktere dönüştürmüş tiplerden değil. Yolda görseniz resim öğretmeni sanırsınız. Bunu bir eksiklik olarak değil, bir tercih olarak okuyorum. Müziği zaten yeterince şey söylüyor, adamın ayrıca kostüm giymesine gerek kalmamış.

Asıl mesele müzik değil

Bu yazıyı yazma sebebim aslında Klone’u övmek değil.

“Benim için yeni bir şey çıkmaz” cümlesini kurduğumda farkında olmadan çok daha büyük bir şey söylüyormuşum: insanlık bu işi bitirdi, artık üretmiyor, elimizde ne varsa o. Bu cümlenin ne kadar kibirli ve ne kadar yanlış olduğunu iki ay önce anladım.

Bitmemiş. Dimağlar yerli yerinde, üretmeye devam ediyorlar. Ben bakmayı bırakmışım, o kadar.

Bu benim için müzikten daha büyük bir haber oldu. Çünkü aynı cümleyi başka şeyler için de kurmuştum.

Teşekkür

Bir de günlük, sıradan bir faydası var.

Benim işim yolda geçiyor. Kilometreler, günler, trafik, aynı güzergâhlar. Bunların hepsi katlanılabilir şeyler değil aslında; katlanılabilir hale getiren bir şey lazım. Son iki aydır o şey Klone oldu.

İyi ki varsınız.

Yorumlar

Yorum yazmak için GitHub hesabı gerekiyor. Hesabın yoksahakkımda sayfasından da ulaşabilirsin.