Endüstriyel kalkınma denilince Türkiye’de belli başlı 10-15 adet şehir sayıyoruz. Bunlardan biri Denizli. Denizli’nin sırrı ne? Neden komşuları Afyon, Uşak gibi tarımsal – içe kapalı bir şehir değil de, yılda milyonlarca dolar ihracat gerçekleştiren bir şehir oldu? Bu konuda fikirlerimi yazacağım. Şöyle ki:
- Denizli merkez ilçesinde Kaleiçi Çarşısı yerli Rumlar’ın techirinden sonra tamamen müslüman Türkler’e kalmıştır. Şehirde yerli Rumlardan öğrenilen başta marangozluk olmak üzere pek çok zanaat esnaf sınıfını oluşturmuştur
- Denizli’nin ilçeleri merkez ilçeye kıyasla çok küçüktür. Bu da Denizli merkezi bir cazibe merkezi yapmaktadır. Aynı şekilde Uşak, Afyon ve Isparta illeri ve Muğla’nın bir kısımı için Denizli hep bir cazibe merkezi olmuştur.
- Cumhuriyetin ilk yıllarından bahsedeceksek eğer Denizli’nin ilçeleri kendine özgü yapılara sahipti. İlçeler genellikle içine kapanık ve kendilerine özgün ticari bir hayat sürdürmekteydiler.
- Başta Kale, Babadağ, Kızılcabölük olmak üzere pek çok ilçede kendi alanlarında kendilerini yetiştirmiş zanaat ustaları bulunmaktaydı. Bunlar harf devriminin yapılması ile eğitimli bir hale gelerek Denizli’ye göç etmiş ve burada haddecilik ve tekstil sektörlerini oluşturmuşlardır.
- Denizli’nin ilçelerinde cumhuriyetin ilk yıllarında eşi görülmemiş bir eğitim furyası başlamıştır. Köy enstitülerinin Denizli köylerinde edindiği başarılar sonucu vizyonları gelişen Denizli köylüsü modern bir yaşam arzusunu iyi bir eğitim alma arzusuna çevirmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimli Denizli köylüsü profili oluşturulmuştur. öyle ki bu eğitimli kitle denizli şehir merkezinde yaşayan “ıspanakçı” olarak adlandırılan yerli denizlililer’e örnek olmuş ve onları da gelişime sevketmiştir.
- Denizli Osmanlı Devleti zamanından beri tabakhaneleri ile meşhur bir il olmuştur. Dericilik Denizli’nin tarihi mesleğidir denilebilir. Bu meslek Denizli yerli halkını bir hayli kalkındırmış ancak ne var ki farklı sektörlerin gelişimine de mani olmuştur. Zira dericilik denizli halkının beklentilerini karşılıyor ve onlara daha fazla çalışmaları konusunda bir teşvikte bulunmuyordu. Zaman içerisinde dericilik tekniklerinin değişmesi, ve dericiliğin rakip Babadağlı dokumacılar sayesinde eski önemini kaybetmesi Denizli’yi yeni sektörlerin oluşması için hazır hale getirdi. Esnaf sınıfı oluşmuş, başta Babadağ olmak üzere çeşitli ilçelerden girişimcilik denemeleri görmeye başlamış Denizli için mihenk taşı Ahmet Nuri Sözkesen‘in kurduğu haddehane olmuştur.
- Metalden yapılan başta kapı, fayton malzemeler, köşebent vb. malzeme ihtiyacının çok zahmetli yollardan karşılandığını ve bu konuda büyük bir talep olduğunu gören Ahmet Nuri Sözkesen ismindeki Kale ilçesinden Denizli’ye yerleşmiş girişimci Denizli’de ilk haddehaneyi açmış, metal sektörünün temelini atmıştır. Bu, Denizli’nin önündeki 50 yılını belirleyen dev bir adım olmuştur. Basit bir haddehaneden dev bir metal işleme sektörünü oluşturan Ahmet Nuri Sözkesen’in bu gün her hangi bir yerde heykeli bulunmasa da Denizlinin diğer pek çok şehire kıyasla daha kalkınmış olması ile çizdiği vizyon bize göstermiştir ki Ahmet Nuri Sözkesen ismi Denizli Denizli olduğu sürece yaşayacaktır. Bu şüphesiz ki bir heykelden çok daha kalıcı bir durumdur.
- İlk haddehanenin kurulması ile Denizli tam bir haddehaneler ve metal işleme cennetine dönüşmüştür. İzmir – Denizli trenyolu çok daha aktif olarak kullanılmıştır. İzmir limanı Denizli için bir tedarik noktası ve çıkış kapısı olmuşturİzmir’in Denizli için önem kazanması iki şehrin insanı arasında kültürel etkileşimi artırmıştır. Denizli’de İzmir Fuarları’na katılan, orada ticaret yapan, çocuklarını oradaki okullara gönderen elit bir zümre oluşmuştur. Bu zümre İzmir’de gördüğü yenilikleri hemen hemen aynı zamanda Denizli’ye taşımıştır. Bu da endüstriyel gelişim için olmazsa olmaz olan dünyanın geri kalanı ile entegrasyonu sağlamıştır.
- Babadağlı girişimciler köylerinde, evlerinin altındaki dokuma atölyelerini Denizli’ye -daha sonra modern imalat tekniklerine evrilecek şekilde- taşımışlardır. Tekstil sektörünü oluşturacak olan bu adım şüphesiz ki Atatürk zamanında kurulan Nazilli Sümerbank Tekstil Fabrikası’nın yarattığı pozitif etki ile mümkün olmuştur. Eğer cumhuriyet ilk yıllarında büyük bir vizyon gösterip Nazilli’ye Sümerbank tesisini inşa etmese idi bu gün Denizli ve bölgesi bu kalkınmayı gösteremezdi; yalnızca tekstil değil hiç bir modern endüstri bundan nasiplenemezdi. Denizli’nin sırrı ne? sorusuna Nazilli Sümerbank’ın varlığını belki de en başa koymalıyız.
- Tekstil ve metal işleme sektörlerinin öncülüğünü ettiği endüstrileşme Denizli’yi büyük bir istihdam merkezi haline getirmiştir. Çevre ilçelerden ve köylerden gelen halk kendi kültürlerini Denizlili olma kültürüne adapte etmiştir. Bu bakımdan Cem Sineması gibi yazlık sinemaların varlığı, Pamukkale gezileri, İzmir fuar gezileri, aşure günleri gibi çeşitli sosyal aktiviteler ile Denizli pek çok oluşum ile sosyal bir kalkınma gerçekleştirmiş; kendince bir şehirli tanımı yaratmıştır. Bu gün Denizli’de Denizlili bulmak zordur; zira nüfusun çok büyük kısmı çevre ilçe ve köylerden şehire yerleşmişlerdir. Ancak bu nüfus aynı zamanda kesin bir biçimde Denizlilidir aynı zamanda. Vakti zamanında “ıspanakçı” dedikleri yerli denizlililer ile ortak bir dokuda birleşmiş ve kültürel-sosyal kalkınmayı hep birlikte yaratmışlardır. Bu, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin diğer tüm büyük şehirlerine örnek olması gereken bir olgudur.
Bu maddeler çoğaltılabilir. Ulaşım kolaylığı, işgücüne yakınlığı, turizm noktalarına yakınlığı, verimli Çürüksu Vadisi, İzmir trenyolunun varlığı vs.. Ama sonuç olarak Denizli’yi bu gün kalkınmış bir şehir yapan etkenin temeli Denizli insanının girişimciliğinde ve yeniliğe açık oluşunda yatmaktadır.
Aşağıda resimlerini eklediğim kitap Denizli tarihi hakkında daha köklü bilgilere sahip olmak isteyenler için faydalı olabilir. korsana hayır, ama bu kitabı bulmak bir hayli
zor..